Ermenistan yakın tarihinin en çok tartışılan, en büyük kitlesel destekleri almış ve aynı zamanda en ağır siyasi/askeri krizlerini yönetmiş isimlerinden biri şüphesiz ki Nikol Paşinyan'dır. Sokak protestolarından başbakanlık koltuğuna, muhalif bir gazetecilikten savaş dönemi liderliğine kadar uzanan bu inişli çıkışlı serüven, sadece Ermenistan'ın değil, tüm Güney Kafkasya'nın jeopolitik kaderini derinden etkilemiştir.
Peki, sokaklarda megafonla kitleleri yönlendiren bu aktivist nasıl oldu da ülkenin en tepe noktasına ulaştı? "Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan kimdir?", "Siyasi kariyeri nasıl şekillendi?" ve "Ülkesini hangi vizyonla yönetiyor?" gibi soruların cevaplarını bu detaylı biyografi ve analiz rehberimizde derinlemesine inceliyoruz.
Nikol Paşinyan'ın İlk Yılları ve Eğitim Hayatı
Tam adıyla Nikol Vovayi Paşinyan (Ermenice: Նիկոլ Վովայի Փաշինյան), 1 Haziran 1975 tarihinde, o dönem Sovyetler Birliği sınırları içerisinde yer alan Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin kuzeydoğusundaki Tavuş iline bağlı İcevan şehrinde dünyaya geldi. İkinci Dünya Savaşı'nda hayatını kaybeden baba tarafından dedesinin adını taşıyan Paşinyan'ın çocukluk yılları zorluklarla geçti. Babası Vova Paşinyan bir futbol ve voleybol antrenörü, aynı zamanda beden eğitimi öğretmeniydi. Annesi Svetlana'yı henüz 12 yaşındayken kaybeden Nikol, babasının ikinci eşi olan üvey annesi tarafından büyütüldü.
1991 yılında İcevan'daki lise eğitimini tamamlayan Paşinyan, aynı yıl Erivan Devlet Üniversitesi (YSU) İletişim Fakültesi'nde gazetecilik eğitimi almaya başladı. Üniversite yılları, Sovyetler Birliği'nin çöküşü ve Karabağ hareketinin alevlendiği, siyasi çalkantıların zirvede olduğu bir döneme denk geldi. Paşinyan, bu ortamda sadece bir öğrenci olarak kalmadı; öğrenci grevleri ve gösterilerinde aktif rol aldı. 1995 yılında, mezuniyetine çok kısa bir süre kala üniversiteden uzaklaştırıldı. Üniversite yönetimi devamsızlığı gerekçe gösterse de, Paşinyan ve destekçileri bu uzaklaştırmanın asıl nedeninin onun yolsuzluk karşıtı yazdığı makaleler ve yürüttüğü siyasi faaliyetler olduğunu savundu.
Ağabeylerinin orduda görev yapmış olması ve dönemin yasalarının sağladığı muafiyet nedeniyle Nikol Paşinyan Ermenistan ordusunda askerlik yapmadı. Bu durum, ilerleyen yıllardaki siyasi rakipleri tarafından zaman zaman kendisine karşı bir eleştiri malzemesi olarak kullanılacaktı.
Gazetecilik Kariyeri: Kalemden Doğan Muhalefet
Nikol Paşinyan'ın siyasi kimliğinin temelleri, uzun ve olaylı gazetecilik kariyeri boyunca atıldı. 1992 yılında henüz bir öğrenciyken Dprutyun, Hayastan, Lragir ve Molorak gibi gazetelerde çalışmaya başlayarak sektöre adım attı.
1998 yılına gelindiğinde, Paşinyan kendi günlük gazetesi olan Oragir'i (Günlük) kurdu. Ancak gazetesi, dönemin güçlü siyasi figürlerine ve oligarklarına yönelik sert eleştirileri nedeniyle sık sık hedef haline geldi ve sadece bir yıl sonra, iftira ve karalama suçlamalarıyla mahkeme kararıyla kapatıldı. Hatta dönemin Ulusal Güvenlik Bakanı Serj Sarkisyan'a hakaret ettiği gerekçesiyle hapis cezasına çarptırıldı ancak bu ceza ertelendi.
1999 yılında, Paşinyan Ermenistan'ın en yüksek tirajlı ve en etkili muhalif gazetelerinden biri olan Haykakan Zhamanak'ın (Ermeni Zamanı) genel yayın yönetmenliği koltuğuna oturdu ve bu görevi 2012 yılına kadar sürdürdü. Bu dönemde, özellikle dönemin cumhurbaşkanları Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan hükümetlerine karşı amansız bir muhalefet yürüttü. Yolsuzluk dosyalarını, devlet içindeki kayırmacılığı ve oligarşik yapıyı ("Karabağ klanı" olarak bilinen yapı) acımasızca eleştirdi.
Gazetecilik yılları tehlikelerle doluydu. 2004 yılında, Erivan'daki gazete ofisinin önünde park halindeki aracına bombalı bir saldırı düzenlendi. Olay anında araçta bulunmayan Paşinyan suikastten kıl payı kurtuldu. Bu saldırının arkasında, kendisi hakkında haberler yaptığı güçlü bir iş insanının olduğunu iddia etti ancak resmi soruşturmalar olayın "teknik bir arıza" olduğunu öne sürerek dosyayı kapattı.
2008 Seçimleri, Kanlı Protestolar ve Hapis Yılları
Paşinyan'ın hayatındaki en büyük kırılma noktalarından biri 2008 yılında yaşandı. 19 Şubat 2008'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Ermenistan'ın ilk Cumhurbaşkanı olan Levon Ter-Petrosyan'ın seçim kampanyasında aktif rol aldı. Seçimleri Serj Sarkisyan'ın kazandığının açıklanmasının ardından muhalefet, seçimlere hile karıştırıldığını öne sürerek Erivan sokaklarına döküldü.
Paşinyan, günlerce süren bu kitlesel protestoların en ateşli organizatörlerinden ve hatiplerinden biriydi. Ancak 1 Mart 2008 tarihinde güvenlik güçlerinin göstericilere sert müdahalesi sonucu olaylar kanlı bir şekilde bastırıldı; 10 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı ve tutuklandı.
Ermenistan siyasi tarihine "1 Mart Olayları" olarak geçen bu trajedinin ardından yetkililer, Paşinyan hakkında "cinayet ve kitlesel kargaşa organize etmek" suçlamasıyla arama kararı çıkardı. Paşinyan yaklaşık bir yıl dört ay boyunca yeraltına çekilerek saklandı. Temmuz 2009'da kendi isteğiyle saklandığı yerden çıkarak savcılığa teslim oldu.
Ocak 2010'da çıkarıldığı mahkeme tarafından 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Uluslararası insan hakları örgütleri ve Batılı ülkeler, onu bir "vicdan mahkumu" olarak nitelendirerek serbest bırakılması için Erivan yönetimini baskı altına aldı. Yaklaşık iki yıl hapiste kalan Paşinyan, uluslararası baskıların da etkisiyle Mayıs 2011'de çıkarılan genel afla serbest bırakıldı. Hapishane yılları onu siyasetten uzaklaştırmak bir yana, halk gözündeki "sistem karşıtı kahraman" imajını daha da pekiştirmişti.
Resmi Siyasete Giriş: Sivil Sözleşme ve "Çıkış" İttifakı
Hapisten çıktıktan sonra sokak siyasetini parlamenter siyasete taşımaya karar veren Paşinyan, 2012 yılında yapılan genel seçimlerde Levon Ter-Petrosyan'ın liderliğindeki Ermeni Ulusal Kongresi ittifakından milletvekili seçilerek Ermenistan Ulusal Meclisi'ne girdi.
Ancak zamanla eski müttefikleriyle fikir ayrılıkları yaşamaya başladı ve kendi siyasi yolunu çizme kararı aldı. 2013 yılında, daha sonra siyasi partiye dönüşecek olan Sivil Sözleşme (Civil Contract) adlı siyasi-toplumsal oluşumu kurdu. Amacı, Ermenistan'ı yıllardır yöneten, yolsuzluklarla anılan ve ekonomiyi tekelleştiren eski yapıdan kurtarmaktı.
2017 parlamento seçimlerine girerken, iki diğer muhalif partiyle birleşerek Yelk (Çıkış) ittifakını kurdu ve bu ittifakın lideri olarak mecliste güçlü bir muhalefet grubu oluşturdu. Meclisteki konuşmaları, iktidarı köşeye sıkıştıran soru önergeleri ve doğrudan halka hitap eden popülist tarzıyla Ermenistan siyasetinin en dikkat çeken figürü haline gelmişti.
2018 Kadife Devrimi: "Benim Adımım" Hareketi ve İktidara Yürüyüş
Ermenistan'ın kaderini değiştiren asıl süreç 2018 yılının ilkbaharında başladı. İki dönem cumhurbaşkanlığı yapan Serj Sarkisyan, anayasa değişikliği ile ülkeyi parlamenter sisteme geçirmiş ve görev süresi dolduğunda başbakan olarak ülkeyi yönetmeye devam etme planını devreye sokmuştu. Halk arasında bu "iktidarı bırakmama" hamlesi büyük bir öfke yarattı.
Nikol Paşinyan, 31 Mart 2018'de Ermenistan'ın ikinci büyük şehri Gümrü'den başlayarak başkent Erivan'a kadar sürecek olan "Benim Adımım" (My Step) yürüyüşünü başlattı. Sırt çantası, kamuflaj tişörtü, bandanası ve sakallı yeni imajıyla sivil itaatsizlik eylemlerinin fitilini ateşledi. Erivan'a ulaştığında yüz binlerce insan meydanları doldurmuştu.
Yolların kapatıldığı, grevlerin yapıldığı ve şiddet içermeyen bu barışçıl eylemler dizisi, tarihe Ermenistan Kadife Devrimi olarak geçti. Baskılara dayanamayan Serj Sarkisyan, 23 Nisan 2018'de "Nikol Paşinyan haklıydı, ben yanıldım" diyerek istifa etmek zorunda kaldı.
Parlamentoda yapılan ikinci oylama sonucunda, arkasındaki muazzam halk desteği sayesinde 8 Mayıs 2018'de Nikol Paşinyan Ermenistan Cumhuriyeti Başbakanı olarak seçildi. Eski bir gazeteci ve eski bir siyasi mahkum, artık ülkenin en güçlü adamıydı.
Başbakanlık Döneminin İlk Yılları: Reformlar ve İktidarın Pekiştirilmesi
Paşinyan'ın başbakanlık koltuğuna oturmasının ardından ilk işi, oligarşik yapıyı kırmak ve yolsuzlukla mücadele etmek oldu. Yıllardır devlet kademelerine yerleşmiş olan eski elitlere karşı operasyonlar başlatıldı. Ekonomik darboğazdan çıkış, şeffaflık ve hukukun üstünlüğü temel vaatleri arasındaydı.
İktidarını mecliste de pekiştirmek isteyen Paşinyan, Ekim 2018'de stratejik bir hamleyle istifa ederek erken seçimlerin önünü açtı. Aralık 2018'de yapılan erken parlamento seçimlerinde, liderliğini yaptığı "Benim Adımım" ittifakı oyların yaklaşık %70'ini alarak tarihi bir zafer kazandı. Bu zafer, halkın eski düzene dönmek istemediğinin ve Paşinyan'a duyulan güvenin en büyük göstergesiydi.
Paşinyan bu dönemde Batı medyasında bir "demokrasi savaşçısı" ve "barış güvercini" olarak lanse edildi. Ancak iç siyasette eski rejim kalıntılarıyla (Karabağ Klanı) mücadelesi sürerken, güvenlik bürokrasisi ve ordu içindeki yapıyı tamamen kontrol altına almakta zorlanıyordu. Bu kırılganlık, çok geçmeden büyük bir dış krizle test edilecekti.
2020 İkinci Dağlık Karabağ Savaşı ve Siyasi Kriz
Başbakanlık döneminin şüphesiz en kritik ve yıkıcı olayı 2020 Dağlık Karabağ Savaşı oldu. İktidarının ilk yıllarında Dağlık Karabağ sorununun çözümü için müzakere masasında yapıcı mesajlar veren Paşinyan, daha sonra milliyetçi kesimlerin ve diasporanın baskısıyla söylemini sertleştirdi. "Karabağ Ermenistan'dır, nokta" şeklindeki çıkışları ve Kafkasya'daki gerilimi artıran politikaları, müzakere sürecini çıkmaza soktu.
27 Eylül 2020'de patlak veren ve 44 gün süren savaşta Ermenistan ordusu, Azerbaycan karşısında çok ağır bir yenilgi aldı. Gelişmiş İHA teknolojileri ve üstün askeri strateji karşısında tutunamayan Ermenistan güçleri büyük kayıplar verdi. 9 Kasım 2020 gecesi, Nikol Paşinyan Rusya'nın arabuluculuğunda Azerbaycan'ın toprak kazanımlarını resmen tanıyan ve Ermenistan için hezimet anlamına gelen ateşkes anlaşmasını imzalamak zorunda kaldı.
Anlaşmanın duyurulmasının ardından Erivan'da yer yerinden oynadı. Öfkeli kalabalıklar parlamento ve hükümet binalarını bastı. Paşinyan, siyasi rakipleri tarafından "hain" ilan edildi ve derhal istifası istendi. Hatta Şubat 2021'de Genelkurmay Başkanı ve üst düzey komutanlar bir muhtıra yayınlayarak Paşinyan'ın istifasını talep etti. Paşinyan ise bunu bir "askeri darbe girişimi" olarak nitelendirerek halkı yeniden meydanlara çağırdı ve askeri kanattaki muhaliflerini görevden aldı.
Siyasi Dayanıklılık: 2021 Erken Seçimleri ve Yeniden Doğuş
Ağır savaş yenilgisi ve bitmek bilmeyen sokak protestoları karşısında ülkeyi yönetilemez hale getiren siyasi krizi aşmak için Paşinyan bir kez daha sandığa gitme kararı aldı. Nisan 2021'de istifa ederek vekaleten başbakanlık görevini sürdürdü ve Haziran 2021 için erken seçim kararı aldı.
Pek çok siyasi analist, savaş kaybetmiş bir liderin siyaseten ayakta kalamayacağını öngörüyordu. Karşısında ise eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan liderliğindeki "Ermenistan İttifakı" vardı. Ancak 20 Haziran 2021'de yapılan seçimler tüm dünyayı şaşırttı. Paşinyan'ın Sivil Sözleşme partisi oyların %53.9'unu alarak tek başına iktidarını korudu.
Bu sonucun arkasındaki en temel neden; Ermenistan halkının savaş yenilgisinden dolayı Paşinyan'a kırgın ve öfkeli olsa da, geçmişteki yolsuzluklarla anılan eski oligarşik yönetimin (Koçaryan ve Sarkisyan dönemi) geri dönmesinden çok daha fazla korkmasıydı. Halk, "ehvenişer" olarak gördüğü Paşinyan'a ikinci bir şans vermişti. Ağustos 2021'de yeniden Başbakan olarak atandı.
Değişen Eksen: Nikol Paşinyan'ın Yeni Dış Politikası
2020 savaşı ve özellikle 2023 yılında Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ'da gerçekleştirdiği anti-terör operasyonu sonrası Karabağ'daki ayrılıkçı rejimin tamamen çökmesi, Paşinyan'ın dış politikasında radikal bir eksen kaymasına neden oldu.
Ermenistan'ın geleneksel güvenlik garantörü olan Rusya ve üyesi olduğu Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü'nün (KGAÖ) savaş sırasında ve sonrasında Erivan'a beklenen desteği vermemesi, Paşinyan hükümeti ile Moskova arasında derin bir çatlağa yol açtı. Paşinyan, Ermenistan'ın güvenlik mimarisini sadece Rusya'ya bağlamanın stratejik bir hata olduğunu açıkça dile getirmeye başladı.
Bu doğrultuda Paşinyan yönetimi yönünü hızla Batı'ya (Avrupa Birliği ve ABD) çevirdi. Fransa ile askeri tedarik anlaşmaları imzalandı, AB sivil gözlem misyonu Ermenistan sınırlarına davet edildi ve ABD ile ortak askeri tatbikatlar yapıldı.
Eş zamanlı olarak Paşinyan, on yıllardır süren düşmanlıkları bitirmek adına Türkiye ile normalleşme ve Azerbaycan ile nihai barış anlaşması imzalama sürecine girdi. "Barış Kavşağı" (Crossroads of Peace) projesini duyurarak, Ermenistan'ın bölgesel ulaşım hatlarının açılmasıyla tecridinden kurtulmasını ve komşularıyla ekonomik entegrasyonunu sağlamayı temel devlet politikası haline getirdi.
Özel Hayatı ve Ailesi
Nikol Paşinyan, üniversite yıllarında YSU'da tanıştığı meslektaşı, gazeteci Anna Hakobyan ile birliktedir. Çiftin resmi bir evlilik belgesi veya kilise nikahı bulunmamakta, Paşinyan gelecekte bir gün Ermeni Apostolik Kilisesi'nde dini bir törenle evlenmeyi umduğunu belirtmektedir.
Paşinyan ve Hakobyan çiftinin Mariam, Shushan ve Arpi adlarında üç kızı; Ashot adında bir erkek çocukları olmak üzere toplam dört çocukları bulunmaktadır. Ailesi siyasi kariyeri boyunca sık sık gündeme gelmiştir. Özellikle oğulları Ashot, 2018 yılında gönüllü olarak Dağlık Karabağ'da askerlik hizmeti yapmaya gitmesiyle dikkat çekmiş, bu durum Paşinyan tarafından halka bir vatanseverlik örneği olarak sunulmuştur. Eşi Anna Hakobyan ise "Benim Adımım" vakfı aracılığıyla sosyal projeler yürütmekte ve 2020 savaşı sırasında kadınlardan oluşan bir tabur kurarak cephe gerisinde eğitimler almasıyla medyada geniş yer bulmuştur.
Sonuç: Paşinyan'ın Bırakacağı Miras
Bugün gelinen noktada Nikol Paşinyan, Ermenistan tarihinin en karmaşık siyasi figürlerinden biridir. Bir kesim için o; ülkeyi köklü yolsuzluklardan arındıran, demokratikleşme yolunda adımlar atan ve cesurca bölgesel barışı savunan vizyoner bir liderdir. Karşıtları için ise; ulusal çıkarları tehlikeye atan, Dağlık Karabağ'ı kaybeden ve Ermenistan'ı tarihi müttefiklerinden uzaklaştırarak belirsizliğe sürükleyen bir figürdür.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın siyasi ömrünü ve tarihi mirasını belirleyecek olan asıl unsur; Azerbaycan ve Türkiye ile yürütülen barış ve normalleşme süreçlerinin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve ülkesini Batı ile Rusya arasındaki jeopolitik fay hatlarında ne kadar güvenli tutabileceği olacaktır.
Yorumlar (0)
Henuz yorum yok. Ilk yorumu siz yapin.