Ne Mutlu Çevresini ve Vatanını Koruyanlara

Niyazi Cebeci tarafından kaleme alınan Oduncunun Baltası veya diğer ismi ile ne mutlu çevresini ve vatanını koruyanlara hikayesi akıcı yazılmış bir hikayedir. Sıkılmadan okuyacaksınız.

Bundan yaklaşık 25 yıl kadar önce memleketim Eynesil’deyim. Temmuz ayının kaçı şimdi hatırlamıyorum bir cumartesi günü sabahın erken saatinde, Samsun’dan üç arkadaşım misafir olarak bana geldiler.

Sisdağı yaylasına gitmek için beraber yola çıktık.

Yolumuzun üzerinde olan Şalpazarı ilçesinden Trabzon ekmeğimizi aldık. Kahvaltıda yemek içinde lavaş pide aldık.

Acısu dediğimiz yerde dinlenme tesislerinde sabah kahvaltısını yaptık. Hanyanı obasına yaklaşırken, kendimizi nefis ladin çam ağaçlarının manzarasının içinde bulduk. Mola vererek yaylanın ilk buz gibi suyundan içtik. Kaypakkaya artık gözükmeye başladı.
Hanyanı obasının üzerinden yukarı cumartesi günleri kurulan, tüm obaların pazar yerine çıktık.

Arkadaşlar yaylanın temiz havasını o kadar sevdiler ki derin derin nefes aldılar. Onlara dönerek şöyle dedim. Arkadaşlar zamanımız var. İsterseniz sizi gelmişken, manzarası çok güzel Örümcek çamlığına götüreyim. Orayıda görmeden gitmeyin dedim. Yola çıkmadan önce tanıdık kasap arkadaşa et siparişi verdik. Pazar yerinden Örümcek çamlığına hareket ettik. Çamlığı biraz daha geçerek, Kızılot mevkiine kadar gittik.

Dönüşte tekrar Örümcek çamlığının içinden geçerken, yolun alt kısmında bir adam, elinde balta o güzelim ladin çam ağaçlarının belini biraz kesiyor, bir diğer ağaça geçiyor. Onuda yaralayıp bir diğerini keseceği belli ki hemen arabayı durdurduk.

Yukarıdan aşağı adama çok kızgın şekilde bağırdım.

– Ne yapıyorsunuz siz!! Yazık değil mi ağaçlara kesmeyin!!! dedim.

Adam aşağıdan birşeyler söylüyor ama sesi anlaşılmıyordu.

Ben büyük bir hızla bir anda adamın yanına vardım ve dedim ki:

Yaptığınız doğru değil, biz bu güzellikleri görmek için kaç km yoldan geliyoruz. Siz buraların kıymetini bilmiyor musunuz dedim. Adam gayet sakin şekilde bana seslendi.

– Sana mı soracağım ağacı kesmeyi? Kışın kar yağdığında kestiğim yerden kırılacak odun yapacağım demez mi.

Sanki kan beynime sıçradı. Tartışmaya başladık. O sırada misafir arkadaşlarımda yanımıza geldiler. Onlarda birşeyler söylemeye çalıştılarsa da nafile. Adam bildiğini okuyor, suçluluk duymuyor bile. Arkadaşımın biri çok kızdı.

– Seni urgan ipinle ağaca bağlarım dedi.

Ben sakinleştirmeye çalışırken, diğer arkadaş adamın elindeki baltayı aldı. Adam çok öfkelendi. Kontrolsüz el kol hareketi yapmaya başladı. Adam baltayı istiyor, arkadaş vermiyor.

Baltanın değerinin neredeyse üç, beş katı olan parayı arkadaş cebinden çıkarıp adama verdi. Ve şöyle dedi:

– Baltanı satın alıyorum, geri vermem. Sana ağaçları bilerek kestirtmeyiz. Evin yakınsa seni götürelim dedi.

Adam öyle bir kızdı ki, bırakın arabaya binmeyi, aklı hala keseceği ağaçlardaydı sanki.
Biz balta yanımızda obanın pazar yerine vardık. Aradan iki saat gibi zaman geçti. Kasap arkadaşdan sipariş verdiğimiz eti aldık.

Pazar yerindeki kır kahvesinin önünde arkadaşlarla çay içerken, genç bir delikanlı yanımıza geldi. Ve bize sordu:

– 55 plakalı araba sizin mi?

Hemen arkadaşlardan önce davranarak ben cevap verdim.

Çünkü dağ başı, ne olacağı belli olmazdı.

– Evet delikanlı hayırdır dedim. Sonra delikanlı konuşmasına devam etti.

– Bir abi, çimende et kavuran esnafların yanında oturuyor. Bende abiyi tanımıyorum ama sizi aramamı söyledi dedi.

– Nasıl adam sakin mi diye bu sefer ben sordum. Delikanlı:

– Sakin olmasına sakinde arada ağlamaklı oluyor. Birde şöyle dedi. Adamları tanımıyorum ama, bana iyi ders verdiler. Bir daha ağaç kesmem, hemde kestirmem diyor dedi.

O kadar çok duygulandık ki, hemde rahatladık. Arkadaşlarla ve delikanlı ile, adamın yanına vardık. Kollarını açarak bizi karşıladı.

Her halinden çok pişman olduğu belli oluyordu. Bizde kendisinden helallik istedik. Olay artık tatlıya bağlanmıştı.

Kasap arkadaştan aldığımız eti orada beraber yiyelim derken meğer o bizim için kavurma siparişi bile vermiş. Bizi onun için orada bekliyormuş. Onu kırmamak adına yemeğimizi hep birlikte yedik. Etin parasını biz vermeye çalışsakta kabul etmedi.

– Ben sizden baltanın parasını çok bile aldım. Ona sayın hemde misafirsiniz dedi.

Arkadaşımın biri, arabanın içinden baltasını vermek için getirdi ama almadı. Vedalaşarak yanından ayrıldık.

Bir yıl sonra Orman Bakanlığı o bölgede ağaçlandırma projesi uyguladı. Makilik olan araziye fidan dikimleri yapılırken baltalı adam gönüllü olarak çok çalıştı. Hala kendisi ile görüşüyoruz.

Ne mutlu çevresini, Vatanını koruyanlara.

Selam olsun dağına, taşına, toprağına

Bahar Bayramımız kutlu olsun

Niyazi CEBECİ

Niyazi Cebeci

1960 doğumlu Niyazi Cebeci Gölcük, Kocaeli adresinde ikamet etmektedir. Eskişehir Anadolu Üniversitesi - KamuYonetimi Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eynesil Lisesi 1977 Mezunu · Eynesil, Giresun

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir